Menu

Ürdün izlenimleri

Ürdün izlenimleri

Ortadoğu'daki bu Arap ülkesine gitmek nedense hep aklımda vardı; eski ile yeninin birbirine karıştığı bu ülkenin Kızıldeniz sahili ve Ölü Deniz’in meşhur bakım çamurları özellikle de Petra antik kenti beni büyüleyecek gibi hissediyordum.

Hislerimde haklıymışım. Ürdün bizi şaşırttı

PETRA-ANIT


İsmi Ürdün Nehri'nden gelen ve genelde çöl topraklarından oluşan Ürdün, Akdeniz havzası ve kurak çöl arazisinin karışımı bir iklime sahip. Hele güneyde Ürdün'ün denizle tek bağlantısı olan Kızıldeniz sahilindeki Akabe’de hava yıl boyunca mükemmel! Kış aylarında bile hava sıcaklığı en fazla 20 dereceye düşüyor. Akabe; kristal yeşili suları, kumlu sahilleri ve zengin deniz yaşamı ile dalgıçların ve turistlerin kaçırmayacakları bir yer. Yılın 12 ayı deniz altı canlı yaşamı keşfetme imkan sağlıyor ve 23 tane dalış noktası var. Hatta dalış eğitiminiz olmasa bile palet ve şnorkel ile sığ suyla keyifli deneyimler yaşabiliyorsunuz. Bu özellikleri ile zaten Akabe, dalış sporlarında dünyadaki ender mekanlardan biri haline gelmiş. Kızıldeniz zaten su altına gönül verenlerin gözdesi bir yer; rengarenk mercanlar, tropik canlılar ve balıklar arasında eşsiz deneyimler yaşayabilirsiniz. Ürdün’ün en önemli deniz ve plaj turizmi mekanı olunca bizim Türk Hava Yolları da başkent Amman’ın yanısıra Akabe’ye direkt uçuş koydu. Sadece 2.5 saatlik uçuşla sıcacık bir deniz kenarına gidebilirsiniz.

Royal-Villa-Pool

Kaldığım otelin havuzu

PETRA1

Petra,Dünya'nın 7 Harikası'ndan biri...

AKABE, PETRA, ÖLÜ DENİZ

Dört günlük Ürdün gezimizde modern binaların olduğu Amman’ı bu kez es geçip seyahatimizi üç merkeze böldük. Uçağımızın indiği havaalanının bulunduğu sahil şehri Akabe, ülkenin ortasındaki antik kent Petra ve dünyanın en alçak noktası olan Ölü Deniz. Otel otel dolaşmamak için de, zaten bildiğim ve servisine güvendiğim İsviçre merkezli 5 yıldızlı Mövenpick Otelleri’ni seçtik. Şansımıza, gitmek istediğimiz her destinasyonda bir Mövenpick vardı; hem de şehrin en güzel noktasında! Hatta Petra’nın girişiyle Mövenpick Oteli arasında sadece 10 metre mesafe var! Ürdün'ün resmî dili Arapça ama İngilizce, ülkede en çok konuşulan ikinci dil. Nüfusun yüzde 92’si Sünni Müslüman, azınlık olarak da Hristiyanlar çoğunlukta. Okuma-yazma oranı yüzde 93 ile yüksek bir ülke Ürdün; ayrıca devlet harcamalarının yüzde 21’ini eğitime ayırması ile yüzde 4.6 eğitim harcaması olan Türkiye'mizden epey ileride. Ürdün, bölgede dikkat çekiyor aslında; global büyüme oranlarına göre, Ürdün Orta Doğu'da Katar ve BAE’den sonra üçüncü sırada. Ayrıca Ürdün internet kullanımı açısından Arap ülkeleri arasında ilk sırada. Sosyal medyada fotoğraf paylaşmak burada hiç dert olmadı. Otelde de sürekli çok rahat wifi vardı.

PETRA-DEVE

Petra Antik Kneti'ni görmek için yürümek istemeyenler deve ulaşımını kullandı.

Dünya harikası Petra

MÖ Enbad Krallığı’nın başkenti ve M.Ö. 300’lü yıllarda dönemin en zengin uygarlığı göçebe Nebatiler tarafından kurulan Petra, Ürdün’ün turist çeken tarihi mekanlarının başında geliyor. Hatta arkeolojiye meraklı olarak benim bu ülkeye geliş sebebim Petra diyebilirim. Ne de olsa ‘Ölmeden önce görülmesi gereken yerler’ listesinde yer alıyor. Devasa kayalara nakış gibi işlenmiş Petra, Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasında yer alan, UNESCO tarafından dünyanın 7 harikasından biri olan meşhur antik kent. Petra; ‘aşılması zor yüksek dağlar’ anlamına geliyor. Gerçekten de, ‘Indiana Jones’tan ‘Transformers’a kadar birçok sinema filminin çekildiği bu büyüleyici kente üç saatlik otomobil yolculuğu sonrası varıyoruz. Ülkenin geneli düzlük ve çöl ama Petra tüm ihtişamıyla 900 metre yüksekte.

ÖLÜDENİZ-MOVENPİCK-PLAJ

Ölü Deniz Plaj.

Tarihin içine yolculuk

1812 yılında İsviçreli kaşif Johann Ludwig Burckhardt tarafından keşfedilmiş. Bazı tapınaklara hiç bitmeyen bir dehliz gibi uzanan koridorlardan geçerek ulaşarak tarihin içine yolculuk yapıyoruz. Araçla girmek yasak; Petra’ya dar bir oyuktan giriliyor. Filmlerdeki meşhur Al-Khazney denilen ‘Hazine’ anıtına 2 km’lik bir koridor yürüyüşünden sonra ulaşıyorsunuz. Bazen yürüyerek, bazen at ve develerle gezilebilecek 100 kilometrekarelik bir açık hava müzesi! Bu antik şehre ‘Pembe Şehir’ deniyor; sarı renkli kayalar güneş tepeye ulaştığında turuncuya, akşam da gülkurusu ile pembe arası bir renge bürünüyor. Tanıtımına katkıda bulunduğum, dünyanın ilk tapınağı ülkemizde Şanlıurfa’daki Göbeklitepe olsa da, Petra’dan da etkilenmemek mümkün değil. Attığımız her adım, döndüğümüz her köşe, yürüdüğümüz her patika bizi yeni bir sürprize götürüyor.

* Dünyanın 7 harikasını hatırlamak gerekirse; Ürdün’deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya’daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru’daki Machu Picchu, Meksika’daki Chichen Itza Piramidi, İtalya Roma’daki Colosseum, Hindistan’daki Tac Mahal.

* İhtişamlı Petra kentinde modern dünyanın sağladığı imkanlarla Mövenpick Hotel’de kaldık. Otelin girişiyle binlerce yıllık Petra’nın girişi arasında sadece 10 metre kadar mesafe vardı. Mumlarla aydınlatılan, akşam 20.30’da başlayan ‘Petra by Night’ yürüyüşü mistik havasıyla oldukça etkileyiciydi. Gecenin karanlığında o sessizlikte tarihe doğru seyre dalmak müthiş hissettirdi.

ECE-ÖLÜDENİZDE-KITAP-OKURKEN

Ölü Deniz'de kitap okurken...

Dünyanın en alçak noktası: Ölü Deniz

Dünyanın en yüksek noktası Everest Dağı’na çıkmış, Afrika’nın en yüksek zirvesi Kilimanjaro’ya tırmanmış biri olarak bu kez gözümü yükseğe değil, tam tersine dünyanın en alçak noktasına diktim! Deniz seviyesinden 400 metre aşağıda olan ve yoğun minerallerden dolayı içerisinde hiçbir canlının yaşamadığı Ölü Deniz, dünyanın en alçak noktası! Adı ‘deniz’ ama burası ilginç bir göl; bol tuzlu Lut Gölü. Cilde gençlik veren özelliği ile Ölü Deniz çamuru kozmetik firmalarınca tüm dünyada pazarlanıyor. SPA’larda, adına özel terapiler yapılıyor. Buradaki su ve çamur, deri ve eklem problemlerine faydalı olan kalsiyum, magnezyum, brom ve kükürt gibi mineralleri açısından zengin. İçerdiği 26 mineralden 11’i dünyada sadece bu suda bulunuyor. Tabii buraya kadar gelmişken gerek gölün direkt içinde, gerekse lüks otelimizdeki SPA’da bol bol çamur bakımları yaptırmadan olmazdı.

* Tabiatın sunduğu en güzel nimetlerden birisi olan Ölü Deniz’deki sıcak suya girdiğinizde yüksek tuzluluk oranı nedeniyle neredeyse suda batmak imkansız! Su o kadar tuzlu ki, içerisinde batmadan rahatça durabiliyorsunuz. Hatta kitap bile okuyabilirsiniz! Ancak gözlerinizin zarar görmemesi için korunmasına dikkat edin. Ben sol gözüme yanlışlıkla bir damla kaçırdığımda gözümü birkaç dakika açamadım.  


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik