Logo
Bu sayfayı yazdır

Haldun Dormen: ‘Sil baştan yapacak gücüm var!’

Haldun Dormen: ‘Sil baştan yapacak gücüm var!’

Röportaj ve fotoğraflar: Nuriye KIRMA
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

2010 yılında MS hastalığı ile ilgili farkındalığın artırılması ve hastalık tanısı konmuş kişilere umut aşılaması sebebiyle yazdığı ve yönettiği oyunu ‘Sil Baştan’ seyirciyle buluşmaya devam eden Haldun Dormen’le evinde buluştuk. Dormen’in yanındayken enerjisinden nasibiniZİ almamanız mümkün değil; İlerleyen yaşına rağmen gençlere taş çıkartacak cinsten bir yoğunluk ve koşturmaca içerisinde... Ve anlattığına göre bu yaşam enerjisini de sevgiye ve hiç durmadan çalışmasına borçlu...

MS hastası olan bir oyuncunun yaşadıklarını anlattığınız oyununuz ‘Sil Baştan’ birçok MS hastasına yaşama sarılması için umut verdi...
MS hastalığı ve hastalıkla mücadele etmeye çalışanlar benim için gerçekten çok önemli. Ben insanlara mutluluk vermeye bayılan bir insanım. MS hastaları için de bir oyunda yer almak beni gerçekten çok mutlu ediyor. Oyunda bir oyuncunun hastalığa yakalanması ve umudunu kaybetmeden yeniden hayata tutunması anlatılıyor. Bu hastalığa yakalanan birçok insana da örnek teşkil ediyor.


12122-haldun-dormen-1


Bu oyunu yazma fikri nasıl oluştu?
Gen ilaç ve sağlık ürünleri firmasının bana teklif getirmesiyle oluştu. MS hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Sadece uzun yıllar önce bir oyun görmüştüm. Oyun, viyolonsel sanatçısı bir kadının hayatını anlatıyordu. Beni etkilemişti o oyun ama unuttum sonra. Üç-dört kişi kadrolu, iyi de bir oyundu. Bir gün firma böyle bir teklif getirince açıkçası oldukça şaşırdım. Çünkü hastalık hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Sonra araştırmaya başladım. İlk önce doktorlarla konuştum.

MS hastası bir yakınınız ya da çevrenizde olan birisi var mıydı?
İşin garibi de o ya. MS hastalığına dair hiçbir fikrim yoktu ve çevremde de daha önce kimsede rastlamadım.

Peki ‘Sil Baştan’ı yazma sürecinde MS hastaları üzerinde gözlem yaptınız mı?
Elbette. Birçok hastaneye gittim. Tüm MS’lilerle konuştum. O kadar fazla onlarla yan yana bulundum ki şunu öğrendim; MS gerçekten kötü bir hastalık değil. Doğru bir tedaviyle, kafayı kullanırsanız bu hastalığı yenebiliyorsunuz. Yani şöyle söyleyeyim, en azından durdurabiliyorsunuz. Umut etmek ve gerçekten inanmak çok önemli. Ben de oyunumu buna göre yazdım. Sonunu umut verici bir şekilde bağladım.

Bir ekiple birlikte mi yazdınız oyunu? Yardım edenler, destek verenler oldu mu?
Oyunu ben yazdım ve ben yönettim. Bir ekiple yazmadım. Ama birkaç doktor davet ettim. Gözlem yaptım, sordum ve araştırdım. Bir de benim öğrencim ve aktörüm Metin Aslan, oyunu yazarken fikir verdi. O çünkü daha önce bu tarz birkaç proje yapmıştı. Onun yardımı çok oldu ve Metin’e gerçekten bir teşekkür borçluyum.


12122-haldun-dormen-3

“Çocukken ayağımdan geçirdiğim sakatlık yüzünden kendimi daha fazla kanıtlamaya uğraştım. Belki de bu noktaya gelmemde ayağımdaki rahatsızlığın etkisi büyüktür”


Oyun bir oyuncunun yaşadıkları üzerinden anlatılıyor. Siz de bir oyuncusunuz. Acaba yazarken kendinizle mi özdeşleştirdiniz?
Yok, değil. Doğrudan doğruya bu hastalığa yakalandıktan sonra bir insanın çevresindekiler tarafından anlaşılamamasını anlatmak istedim. Çünkü kocası anlamıyor, annesi de anlamıyor. Ama kadın çok güçlü ve kendi dirayetiyle bu durumun içinden kurtuluyor ve hastalığı yeniyor. Ardından da hayatını daha iyi yaşamasını sağlayacak bir yol bulup o yöne doğru yol alıyor.

Sizin daha önce hiç bu denli hayatınızı etkileyecek bir rahatsızlığınız oldu mu?
Benim bu şekilde bir rahatsızlığım hiç olmadı. Sadece küçükken ayağımdan bir sakatlık geçirdim. Ama bana çok da yararı oldu. Ayağımdaki bu rahatsızlık dolayısıyla da kendimi daha fazla kanıtlamaya uğraştım. Belki de bugünkü noktaya gelmemde, azmimde ayağımdaki rahatsızlığın etkisi oldukça büyüktür. Herkes kadar iyi dans ederim, herkes kadar iyi spor yaparım diye diye kendime prensip edindim.

Oyunun son bölümünde ‘Merhaba Hayat, Merhaba Sana’ şarkısını MS hastaları sahneye çıkıp oyuncularla birlikte söylemişler...
Evet. O kısım gerçekten çok güzel. Kart bastırdık. İzleyiciler sahneye çıktılar. Oyuncularla birlikte söylediler şarkıyı. Onları dans ettirmeye çalıştık. Hatta bacak atmaya çalıştılar. Oyunun o bölümünde seyirci çok keyif alıyor. Hatta tekerlekli sandalyedeki hastalar bile gelip onlar dahi hareketleri yapmaya çalışıyorlar. Gerçekten müthiş bir şeydi...


12122-haldun-dormen-2

Oyuncular Gazi Şeker, Ayça Varlıer ve Göksel Kortay, Dormen’in evinde ‘Sil Baştan’ oyununun provasındalar.


MS sizin başınıza gelmiş olsaydı, siz sil baştan yapabilir miydiniz?
Benim sil baştan yapabilecek gücüm var. Allah korusun ama ben çok pratik bir insan olduğum için yapardım. Çünkü ben yaşamanın çok önemli olduğunu ve insanlara verilmiş çok büyük bir nimet olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de sonuna kadar götürmek için elimden gelenin en iyisini yapardım.

Oyunda seyirciyle karşılıklı iletişim kuruyor mu oyuncular?
Oyunun içinde yok ama sonunda şarkıyı söylerkenki esnada var.

Siz oyunda en çok nereyi sevdiniz?
Ben de en sonunda şarkı söylenen kısmını sevdim. Çünkü orada seyirciyle iletişim halinde olunuyor. Onlara umut aşılamak, “Yapabilirsiniz” demek, hayatın kıymetini göstermek gerçekten çok özel.

‘Sil Baştan’ı yazdığınız için size oyunun haricinde ulaşan MS hastası ya da yakınları oldu mu hiç? Duygularını sizinle paylaştılar mı?
O şekilde ulaşan olmadı ancak oyundan sonra elbette ki duygularını iletenler oldu.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 2012/50 SAYISINDA...


Ortam

Hafta Sonu Dergisi © www.haftasonu.com.tr Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.