Logo
Bu sayfayı yazdır

Eren Hacısalihoğlu: 'Hayatımda bir kişiyi sevdim'

Eren Hacısalihoğlu: 'Hayatımda bir kişiyi sevdim'

Nuriye KIRMA Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Fotoğraflar: Can Tiryaki

Oyuncu Eren Hacısalihoğlu ile Beşiktaş’ta buluştuk. ‘Benim İçin Üzülme’ dizisinde oynadığı Harun karakterinin tam tersi bir adam çıktı karşımıza. Kendine güvenen, yakışıklı, bakımlı, müthiş bir ses tonu ve diksiyonu vardı. Gerçekten gelecek zamanlarda bu adamın adını çok duyacağız. Oyuncu, hakkında merak edilenleri, aşka dair düşüncelerini, Karadeniz, Kars, İstanbul arasındaki gelgitlerini ve can verdiği Harun karakterini Hafta Sonu dergisine anlattı

Ankara’da inşaat mühendisliği okuyormuşsunuz. Neden bir anda oyunculuğa yöneldiniz?
Ankara TED Koleji’nde okudum ben. Kolejde ve üniversitede müzikaller yapılırdı. Orada çalışanlar Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde kadrolu çalışanlardı. Bu ortaokulda yaşanan bir evreydi, iki tane müzikalde oynadım. Ondan sonra inşaat mühendisliği evresi başladı. Bizim aile inşaatla uğraşıyor, babam müteahhit. Babamın bana kendi işiyle ilgili herhangi bir yaptırımı olmadı ama eminim gönlünden geçen oydu adamın. Klasik Türk işi vardır ya, oğlum da buradan devam etsin... Ben de onu düşünerek Afyon Kocatepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne girdim ama denedim, olmuyor. İkinci senenin yazında Bodrum’da tesadüfen zamanında ortaokuldayken tiyatro çalışmaları yapan hocalardan biriyle karşılaştım. Hocayla konuşurken, “Mutsuzum” dedim. “Konservatuvar dene. Sen yaparsın, becerirsin” dedi. Kanıma girdi. O yaz çalıştım, oldu. Yani hiç de bir background’um yoktu. Lisedeyken oynadığım müzikaller vardı sadece...


13015-eren-hacisalihoglu-1


Aile nasıl karşıladı bu durumu?
Ben “Ailem nasıl karşılar?” diye düşünüyordum. Annemle babam çok genç benim. Anlayışla karşıladılar. Arkamda durup hep desteklediler. “Neyi istiyorsan onu yap” dediler. Sadece annem bankacı, memur olmamı bekliyordu. “Garantin nasıl olacak ileride? Olur mu, olmaz mı?” diye düşündü. Bir tek onu kendi kafasında oturtamamış ve bana yansıttı. Ama çok rahat karşıladılar, çok destek oldular.

Sayısal zekaya sahip olmanın oyunculuğunuza bir etkisi var mı? Genelde oyunculuğun da bir matematiği var derler...
Var. Kesinlikle var. Ben bu işin eksperi değilim sonuçta, daha çok yeniyim. Ama benim kendi fikrimce evet var. Matematik tarafı bana yardımcı oluyor. Belki başkaları o taraftan yararlanamayabilir. Hakikaten o tarafa yatkınlığı vardır ama onu ememeyebilir. Ben tam anlamıyla bu özelliğimden faydalanıyorum.

Harun karakteri tanınmanızı sağladı ve büyük de bir çıkış oldu sizin için. Bu dizi sizin için nasıl bir deneyim oldu?
Çok acayip oldu. Harun gerçekten hiç beklemediğim bir noktada şu an. İşin başında bu kadarını beklemiyordum. Mahsun Ağabey’le konuştuk okey’leştik. Senaryo bir geldi. Harun yani, bayağı bayağı Harun. İnanamadım. Ben o kadarını hakikaten bilmiyordum. Şu an çok da iyi gidiyor. Korkutuyor beni bazen, sorumluluğu var muhakkak ama genel olarak iyi gidiyor, keyifli.


Mahsun Kırmızıgül’le çalışmak nasıl bir duygu? Sette nasıl? Sinirli bir yönetmen mi?
Yok, hiç öyle biri değil. Yani Harun’u ya da Eren’i, insanları bu kadar sevebilmesinin sebebi o. Dediğim gibi ben çok yeniyim, daha işin çok başındayım. Mahsun Ağabey, bu kadar büyük bir karakteri bana emanet etti bu bir, ikincisi bu kadar tecrübesiz bir adamın böyle bir rolün altından kalkabilmesi için yönetmenle arasının çok iyi olması gerekir. O yüzden aramızdaki elektriği çok iyi tutuyor. Bir yandan da ben sette çok gerginimdir. Mahsun Ağabey o kadar rahatlatıyor ki, bu kadar pozitif bir adam olamaz.

‘HARUN’UN YERİNDE OLMAK İSTEMEZDİM’

Role kabul edilme süreci nasıl oldu peki?
Mahsun Kırmızıgül benim menajerime ulaşıyor, “Eren gelsin, onunla çekim yapmak istiyorum” diyor. Ondan önce beni nerede gördü bilmiyorum. Gittim, ilk gün tanışma evresi ve daha önce neler yaptığımı konuştuk. Metni verdi, “Al şu teksti, önümüzdeki hafta gel bir deneme çekimi yapalım” dedi. İyi dedim. Bir hafta kapandım eve çalıştım. Gittim çektik. “Tamam, tamam Harun bu” dedi beni gönderdi. “Acaba sallıyor mu, beni başından atmak için mi diyor?” diye düşündüm. Çok da umutlanmak istemiyordum. Mahsun Ağabey’i tanıyan birkaç arkadaşım var. “Ağzından bir şey çıktıysa tamamdır” dedi. Yine de çok umutlanmak istemiyorum ben ama. İki-üç gün sonra bir daha aradı, gittim. Metni uzattı, “Kardeşim al, Harun sana emanet, hadi hayırlı olsun” dedi. Harun rolü ile birlikte aynı anda başka büyük bir kanaldaki dizinin başrolü teklifi geldi bana. Ama ben Harun rolünü tercih ettim.


13015-eren-hacisalihoglu-3

“Soğuktan tayt giyiyoruz sette, hani o kayakçıların giydikleri var ya”


Rol arkadaşınız Fulya Zenginer ve Tansel Öngel ile gerçekte nasıl bir ilişkiniz var? İletişiminiz iyi mi?
Tabii, çok iyi. Özellikle böyle şehir dışı çalışılan dizilerde rol arkadaşlarıyla aranın bozuk olması çok kötü olur herhalde. 18 saat falan çalıştığımız oluyor. İlk başlarda çekincelerim oldu ama bizde hiç problem yok. Herkes çok iyi anlaşıyor. Hani derler ya aile gibiyiz falan, çok gülerdim. Hakikaten öyle oluyormuş. Orada kendine can yoldaşı olarak bulabildiğin yegane insanlar onlar.

Dizide Harun’un yaşadığı durum bir erkek için çok üzücü. Bir yanda sevdiği kız, bir yanda en yakın arkadaşı. Ne söyleyebilirsiniz Harun’un yaşadığı bu duruma?
Allah yardım etsin ona. Hakikaten çok zor bir durum.

O duygunun içine girmek de zor olsa gerek?
Çok zor. İçi acıyor insanın çünkü. Bir yandan da Niyazi’ye nazaran şöyle bir durum var; sevdiği kadını kaybediyor, aynı zamanda hayatta en çok güvendiği adamı da kaybediyor. Salak yerine konuluyor. Bunların hepsi büyük acılar. Tamam Niyazi de kardeşini kaybediyor ama o başka bir durum, bu çok başka bir durum.

Aynı durum sizin başınıza da geldi mi? Ya da siz yaşasanız tepkiniz nasıl olurdu?
Harun’un yerinde olmak istemezdim. Ne olurdu? Uzaklaşırdım hemen her ikisinden de. İşin sonunda zaten uzaklaşacağım ama o evreyi acı çekerek, daha çok görerek geçirmek istemezdim. Allah korusun, çok kötü olurdu herhalde.


‘Hayatımda bir kişiyi sevdim’

13015-eren-hacisalihoglu-2


‘AŞKA ÇOK İNANMIYORUM’

Peki, Harun’u biliyoruz ama Eren Hacısalihoğlu’nun aşka bakışı nasıl?
Ben o durumlara biraz inancımı kaybetmiş durumlardayım. Çok inanmıyorum açıkçası. Çok yakın bir tarihte de yaşamadım. Bir tane yaşadım o da yetti. Çok eski de değil. Sevgilim diye adını koyabildiğim tek bir kişi oldu hayatımda. Ondan sonra da olmadı.

Aşıkken nasıl bir ruh halinde oluyorsunuz?
Güzeldi, keyifliydi, iyiydi. O çok başka bir durum. Seviyorum o halimi.

Ne kadar sürdü aklınızda bu kadar yer eden ilişkiniz?
Üç yıl sürdü. Ondan önce de bir dokuz ay peşinden koşma evrem var. Saplantılı bir durum değil kesinlikle ama o noktaya tekrar gelme durumu bana zor geliyor. Hala da arkadaş olarak görüşüyoruz.


13015-eren-hacisalihoglu-4

“Hazırlık sürecinde şiveyi oturtabilmek için bir ay önceden gittim Hopa’ya. Kahvelerde tavla oynadım insanlarla, merhabalaştım. Balıkçılarla balığa çıktım, ağ atmayı öğrendim. İnsanlar nasıl konuşuyor onu dinledim”


O ne tepki verdi peki Harun rolüne?
Çok hoşuna gitti. Benim okula devam ettiğim dönemde de hep hayalini kurduğumuz, şu anda olduğum noktaydı yani. Benim istediğim şeyi başarmış olmam onun da çok hoşuna gitti

Şu an var mı bir kız arkadaşınız?
Yok. Vakit de yok zaten.

Bir dönem Bade İşcil ile yazılmıştı adınız. Birlikteler diye?
Yok öyle bir şey. Ben onunla ilgili haber gördüğümde hakikaten çok şaşırmıştım. Öyle bir durum hiç olmadı.

Arkadaş mısınız Bade’yle? Durup dururken neden çıkar ki bu haberler?
Arkadaş da değiliz ama hakikaten o haberler çıktığında ben de inanamadım. Hiç alakamız yok. Ortak arkadaşlarımız var ama bizim hani öyle yazıldığı gibi bir yere gitme çıkma durumumuz olmadı.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 2013/05 SAYISINDA...


Ortam

Hafta Sonu Dergisi © www.haftasonu.com.tr Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.