Menu

'Aşkla ilgili ahkam kesmem'

'Aşkla ilgili ahkam kesmem'

Duru ve doğal güzelliği ile ekranlarda bizi büyüleyen bir isim o. Sakin, duygusal, hayatı hızlı yaşamayı ve fazla göz önünde olmayı sevmeyen biri. Çocukluğundan beri sahnede olmanın hayalini kuran Burcu Kara, hayata dair BİLİNMEYENLERİNİ HAFTA SONU’NA ANLATTI

Nuriye KIRMA Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Fotoğraflar: Ozan KUTSAL


Burcu Kara ile çekim için RItz Carlton oteli’nde buluştuğumuzda o masmavi gözlerinin içi gülen bir kadın vardı karşımızda. Hayatının bu döneminde yaşadığı huzur her halinden belliydi ve çekim boyunca SON DERECE pozitifti. Güzel oyuncu ile fotoğraf çekimi sonrasında çocukluğuna, işine ve aşka dair çok özel bir sohbet gerçekleştirdik...

burcu-kara20130815-2

Hafta Sonu’na uzun bir aradan sonra ilk kez röportaj veriyorsunuz. Çekim nasıl geçti sizin için?
Çok eğlenceliydi. Zaten daha önce de çalıştığım bir ekipti ve birbirimizi tanıyorduk. Gayet özenli ve rahat geçti. Sonuçları da iyi olur umarım. Siz de çok iyi pozlar veriyorsunuz. Bir model profesyonelliğinden farkınız yoktu. Çok uzun yıllar oldu objektifle tanışalı. Mümkün olduğunca bu durumlara hazır olmaya çalışıyorum.

Seviyor musunuz peki poz vermeyi?
Çok sevdiğim söylenemez (gülüyor). Özel hayatımda fotoğraf çektirmekten nefret ediyorum. Bunun için tartıştığım arkadaşlarım var. Özellikle son dönemde sosyal medya hesaplarının artmasıyla beraber herkes cep telefonundan birer fotoğrafçı oldu. Herkes her saniye bir yerleri ve kendini fotoğraflıyor. Ben bunu çok sevmiyorum. Bazı anlar özel kalmalı. Cep telefonlarının fotoğraf çekiyor olması her anı paylaşmak anlamına gelmiyor benim için. Sosyal medyayı da çok dikkatli kullanıyorum. İki kere düşünüp yazıyorum.

Evet, genelde kişisel değil de sosyal içerikli mesajlar yazıyorsunuz...

Ben annemin ve babamın öğretmenlik mesleği sebebiyle bir sürü ağacın ve hayvanın olduğu bir köy ortamında doğup büyüdüm. Bizim için huzur ve mutluluk çok önemli ki, herkes için eminim bu böyledir. Ben istiyorum ki insanlar olarak her zaman birbirimizi anlamaya çalışalım ve barış içinde yaşayalım. O yüzden Twitter’da da hep böyle şeyler paylaştım. Gezi olayları sürecinde de Twitter hesabım hack’lenmişti. Benimle alakalı olmayan bir sürü şey yazıldı. O yüzden Twitter’dan tadım kaçtı.

4.5 yaşında ilkokula başlayıp 20 yaşında üniversiteyi bitirmişsiniz. Hayatınızdaki o hız şimdi de devam ediyor mu?
Ben hayatı hızlı yaşayan biri değilim. Çok sakin bir yapım vardır. Bir günde üç-beş mekan gezdiğim hayatım boyunca sınırlıdır. Durmayı, susmayı, dinlemeyi ve izlemeyi daha çok seviyorum. Ama o dönemdeki şartlar onu getirdi. Köyde çalışan bir anne-babanın çocuğu olduğum için, bana bakacak kimse yoktu ve eğitim hayatım çok erken başladı. Bu yüzden hep kendimden büyüklerle birlikte büyüdüm. Etrafımda yaşıtım insan pek yoktur.

burcu-kara20130815-3

‘İnsanlara fazla şans veriyorum’

“Susmayı ve dinlemeyi severim” dediniz. Size karşı bir haksızlık yapıldığında da bu sessizliğiniz devam eder mi?
Susmak değil ama belki de insanlara fazla şans veriyorum. Hep karşı tarafın anlamasını bekleyen bir yapım var. “Ben istemesem de o anlasa keşke” diye düşünürüm. Talepkar bir insan hiç olamadım. Ama bu benim için hayatı da zorlaştırıyor.

‘Hayır’ı kolay söyleyemeyenlerden misiniz?
Hem ‘hayır’ diyemiyorum hem de isteyemiyorum (gülüyor). Karşımdaki insanın beni anlamasını bekliyorum ama bu süreç gerçekten iki taraf için çok yorucu olabiliyor. Ama her zaman sakinliğimi korumaya çalışıyorum.

Ailenin ilk çocuğuymuşsunuz. İlk çocuklar ister istemez kişilik olarak erken olgunlaşırlar. Çünkü hep büyüktürler. Sizde durumlar nasıl?
Bizde de öyle. Çünkü kardeşim Başak ile aramızda beş buçuk, altı yaş var. Ben genelde doğanın içinde büyüyen ve ortalama okullarda okuyan bir çocuk oldum. Ama Başak şehirde büyüdü, tam bir metropol çocuğu olarak yetişti. İyi okullarda okudu, dershanelere gitti. Aslında o da çok duygusaldır ama birbirimizi anlayabilme sürecimiz son birkaç yıldır başladı diyebilirim. Daha öncesinde herkesin farklı kaygıları ve amaçları vardı. Benim hep tiyatro ve sahneye yönelik başka hayallerim vardı. Birbirimizi yeni yeni anlamaya başladık.

İlişkiniz nasıl şu an?
Çok iyi. İnsanın hemcinsi olan bir kardeşinin olması çok güzel bir duygu. Beraber büyüyoruz.

Peki iktisat üzerine eğitim alan biri neden şov dünyasının içinde bir meslek seçer?
İktisat okumak benim tercihim değildi. Zaten bu ülkede birçok insan mezun olduğu işi yapmıyor. Ya da yaptığı meslek hayalindeki iş değil. Benim için de bu böyleydi. Hayalimde hep sahne, televizyon vardı. Ofis işi yapmayacağım çok belliydi. Annem hep “Sen ne zaman normal bir çocuk olacaksın?” derdi. Onların istediği çocuk olmakla, benim olduğum çocuk hep çok başkaydı. Sonra da beraberce düşe kalka, beraberce öğrene, büyüye bugünlere geldik. Fikir uyuşmazlığında geçen yıllar sonunda birbirimizin tercihlerine saygı duymayı öğrenebildik.

Ekranda ilk göründüğünüz günü hatırlıyor musunuz? Ne hissetmiştiniz?
Kendimi ekranda ilk gördüğümde hiç beğenmedim. Çünkü ben ilk ekrana çıktığımda haberci, muhabir kimliğiyle ekranda olmaya başladım. Yaşım çok küçüktü ve o ciddi kostümlerle çok büyük duruyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla alışmıştım.

burcu-kara20130815-4

‘Geçmişi sorgulayan biri değilim’

Bu işlere başlarken “Ben bu kadar iyi yerlere gelmek istiyorum” gibi bir arzu ve istek var mıydı içinizde, yoksa yol kendiliğinden mi getirdi sizi buralara?
Böyle bir hedef hiç koymadım. Sadece iyi bir şeyler yapmak istiyordum. Yani planlarım o yöndeydi. Çünkü zaten Bursa gibi küçük bir yerden çıkıp İstanbul’a çalışmaya gelmek bir mucize gibiydi o zamanlar. Planlarım hep oraya kadardı. Ondan sonrası bana da çok sürpriz oldu. Hayat benim planlamadığım şekilde gitti. Şu yaşıma geldiğimde de hayattan öğrendiğim en önemli şey şu oldu; hiçbir şeyin planını yapmamak gerek. Sadece istemek ve bildiğin yolda çalışarak yürümek gerek. Geçmişi sorgulayan biri de değilim zaten.

Kafanızı akşam yastığa koydunuz. Ve bir şeylerin hayalini kuruyorsunuz. Ne olurdu bunlar?
Açıkçası çok hayal kurduğum bir dönemde değilim. Şu aralar beni mutlu eden şeyler; denizde olmak, sevdiğim insanlarla beraber olmak, sağlıklı ve huzurlu olmak. Yoksa hiçbir şey vazgeçilmez değil. Rahat ve huzurlu uyumak çok önemli. Gün bittiğinde ihtiyacın olan tek şey bu. Ömrümün sonuna kadar da böyle olmasını isterim.

Annelerin deyimiyle hanım hanımcık kızlar vardır; derli toplu, kibar, doğal ve duygusal. Sizin de profiliniz dışarıdan öyle bir izlenim veriyor. Doğru bir tanımlama oldu mu?
Buna doğru veya yanlış desem bir sürü eleştiri alırım (gülüyor). Bilmiyorum ki... Ama duygusal ve vicdanlı olduğum kesin. Kimseyi üzmeden ve yormadan yaşamaya çalışıyorum. Gerçekten her an bu hayatı kaybedebileceğimi unutmadan yaşamaya çalışıyorum. Gerisini de benimle beraber olan insanlara sormak lazım. Ya da en doğrusu anneme sormak lazım (gülüyor). Ama ben her gün daha iyi ve daha doğru bir insan olarak yaşamaya gayret ediyorum.

Annenizin gözünde nasılsınız sizce?
Sizin yaşadıklarınızla beraber anne-babanız da büyüyor ve çok şey öğreniyor. Annemin ve babamın geldiği nokta; “Nasıl mutluysan öyle yaşa”dır.

‘Çok utangaç biriyim’

Hiç çılgınlık yapıp çizginin dışına çıktığınız oluyor mu?
Bugün (kahkahalar)! Ne kadar zamandır bu işi yapıyor olsam da aslında çok utangaç biriyim ben. Poz verirken, röportaj yaparken çok utanıyorum, yüzüm kızarıyor. Ama ne kadar duygusal olsam da çok korkusuzumdur. Çevremdekiler hep oğlan çocuğu gibi olduğumu söylerler. Ağaca tırmanırım, iyi otomobil kullanırım, elimde sadece bir çantayla hiç bilmediğim bir ülkeye gidip orayı keşfetmeye çalışırım.

Peki aşkta yapabileceğiniz en büyük çılgınlık ne olurdu?
Öyle bir uç noktam olduğunu düşünmüyorum çünkü bunun sonu yok. O sana hissettirilen şeyle alakalı. Aşk için her şeyi yapabilirsin bence. Aşk zaten kendine sınır koyabilen bir duygu değil.

‘Aşk tehlikeli bir şey’

Ne hissettiriyor size aşk?
Aşk, tehlikeli bir şey. Cevabını veremeyeceğin sorular bunlar. Aklının ve mantığının çalışmadığı bir nokta. Öyle bir şey yaptırır ki sana, “Ben ne yapmışım!” diyebilirsin. Aklını kaybettiren tek duygu herhalde.

Genelde kadınların 30 yaşından sonra karşı cinse kalbiyle değil de mantığıyla bakmaya başladıkları söylenir. Sizin için de geçerli mi?
Aşk yaşadıklarınla da ilgili olarak bir sürü şey öğretiyor sana. Ama ben bir şey hissediyorsam mantığım onun önüne geçemez. Hislerimin hesabını kitabını yapmam. Aşkla ilgili ahkam kesmem. Hissettiğim şeyi de sonuna kadar yaşarım.

Peki çocuklarla aranız nasıl? Nasıl bir anne olur Burcu Kara?
Üç-beş yıl önce bunu konuşsak farklı şeyler söyleyebilirdim ama şimdi arkadaşlarımın çocuklarını gördükçe anne olmanın, çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğunu görüyorum. Sadece iyi bir insan yetiştirmeye çalışırdım.


Röportajın devamı HAFTA SONU DERGİSİ 2013/33 sayısında...


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik