Sıcak, güneş ve yorgunluk ‘Dinle Sevgili’ dizisinde daima arka planda kalan sözcükler. Yönetmeninden set görevlilerine kadar herkes zamanla yarışıyor. Bu nedenle ancak çekim aralarında konuşarak tamamladık Zeynep Beşerler, Ceyda Tepeliler ve Cem Kılıç röportajını...
‘Dinle Sevgili’ yaz ekranında özellikle kadınların hafta içi her akşam keyifle izlediği bir dizi olarak ekrana geliyor. Başrolleri Zeynep Dörtkardeşler, Ceyda Tepeliler ve Cem Kılıç paylaşıyor. Önce bu oyuncuları teker teker kısaca tanıyalım, nereden gelip nereye gidiyorlar ve bugüne kadar neler yaptılar öğrenelim. Önce Zeynep Hanım, sizden başlayalım.
Zeynep Dörtkardeşler: 26 Ağustos 1989 İzmir, Karşıyaka doğumluyum. Grafik tasarım mezunuyum. Dokuz yıl profesyonel olarak voleybol oynadım, ancak sakatlandıktan sonra sporu bırakmak zorunda kaldım. Anneannemin kolumdan tutup beni İzmir’de bir ajansa götürmesiyle de mankenliğe başladım. Ardından da İstanbul’a geldim zaten. Üç yıl önce oyunculuğa ilk adımımı attım. İlk dizim Star TV’de ‘Kader’ oldu. Arkasından ‘Akasya Durağı’ geldi, sonra ‘Maskeli Balo’da oynadım. Şimdi de ‘Dinle Sevgili’de kamera önüne geçiyorum.
Ceyda Tepeliler: Konservatuvar tiyatro bölümünde okuyorum. Daha önce de Müjdat Gezen’den tiyatro kursları aldım. Pek çok tiyatro oyununda rol aldım. Ayrıca ‘Aşk Bir Hayal’ dizisinde Şehnaz karakterini canlandırdım. ‘Karadağlar’ adlı dizide Emine rolündeyim. ‘Zoraki Başkan’da ise konuk oyuncu olarak geçtim kamera önüne.
Cem Kılıç: Beni herkes ‘Ekmek Teknesi’ dizisindeki Korkut rolüyle tanıdı. ‘Sıcak Saatler’, ‘Çılgın Bediş’, ‘Mavi Düşler’, ‘Hayat Bağları’, ‘Ah Polis Olsam’ dizilerinde de oynadım. Gitar çalmayı, şarkı söylemeyi de seviyorum.
Dizinin baş kahramanlarını, kendilerinden dinleyerek tanıyalım. Önce Hande’yi Zeynep Dörtkardeşler anlatsın bize?
Zeynep Dörtkardeşler: Hande, beni son derece heyecanlandıran bir karakter. Bugüne kadar oynadıklarımdan farklı oluşu belki de bu heyecanı yaratıyor. Hande tabiri caizse inanılmaz saf bir kız. Kalbi çok temiz. İdealleri var. Ailesine, annesine ve sorumluluklarına son derece bağlı. Hep çekingen bir tarafı var. Hayata ve insanlara karşı ürkek. Ancak Hande’nin cesur tarafı da var. Hayatta onun için en önemli kişilerden biri de şüphe yok ki Ceren. Onu kardeşinden bile çok seviyor. Öyle ki onu kaybetmemek adına fazlasıyla fedakarlıklar bile yapabiliyor. Bu arada ne kadar güçlü olursa olsun sonunda aşka teslim oluyor. Ben en çok bu saf, temiz ve bir o kadar da güçlü tarafını seviyorum Hande’nin.
Ceren’i, Ceyda Tepeliler’den dinleyelim...
Ceyda Tepeliler: Ceren, doğrusunu isterseniz sürprizlerle dolu bir karakter. Onun için poker face de denilebilir. Diziyi izledikçe seyirciler bana hak verecekler.
|
|
|
Mehmet karakterini canlandıran Cem Kılıç, canlandırdığı karakterle ilgili neler söylemek ister?
Cem Kılıç: Mehmet karakteri Londra’da mimarlık okumuş. Ancak mimarlık bölümünü biraz da babasının zoruyla okumuş, gönlünde radyoculuk olan bir karakter. Okul yıllarında yine okul radyosunda çalışarak bu isteğini tatmin etmiş, kızlar tarafından ilgi gören, sosyal yanı güçlü, bakımlı ve kendini bilen bir karakter.
Rollerinizle ilgili ne gibi hazırlıklar yaptınız?
Zeynep Dörtkardeşler: Ben ekibe biraz daha geç dahil oldum. Hatta buna son dakika bile diyebiliriz. Ama ekip halinde yaptığımız okuma provalarımızın çok faydası oldu. Zaten sürekli senaryoları okurken çıkardığım alt metinlerle her gün Hande’yi yeniden keşfetttim ve keşfetmekteyim. Hande’yi incelemek, araştırmak, onun yeni özelliklerini ortaya çıkarmak bana keyif veriyor.
Ceyda Tepeliler: Kendimle karakter arasındaki uçurumları ve farkları ortaya çıkararak role hazırlandım. Bu dizide oynamak beni mutlu ediyor.
Cem Kılıç: Mehmet karakterini senaryoyu okur okumaz sevdim. Onu sevip, ısınınca da ortada sorun kalmadı.
Dizinin tanıtımında, çocukluktan beri Ceren’in hep ‘Prenses’, Hande’nin ise ‘Külkedisi’ olduğu açıklanmıştı. Ceyda Hanım ‘Prenses’, Zeynep Hanım ise ‘Külkedisi’yle ilgili neler söylemek ister? Hayatlarının herhangi bir döneminde kendilerini gerçekten öyle hissettikleri oldu mu?
Zeynep Dörtkardeşler: Biri değil, ikisi gibi hissettiğim zamanlar da oldu. Evet, Ceren tam bir ‘Prenses’, Hande ise ‘Külkedisi’ olmuş hep. ‘Külkedisi’yle ilgili çok fazla şey dememe gerek yok, hikayesini herkes biliyor zaten. Ama illa ki Hande için de ayakkabısının tekini getiren bir ‘Prens’ var tabii, çok zorluk çekse de.
Ceyda Tepeliler: Kendimi ‘Prenses’ gibi hissettiğim bir dönem olmadı hayatımda ama böyle hissetmenin çok sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Mantık çerçevesinde bakmayı tercih ediyorum.
Bu hoş ve keyifli arkadaşlık, aralarına bir erkeğin (Mehmet) girmesiyle yara alıyor, bozuluyor. Mehmet, ikisine de mavi boncuk mu veriyor, yoksa birini seviyor da diğeri platonik olarak mı bağlanıyor? Önce Zeynep Dörtkardeşler’den, sonra da Ceyda Tepeliler’den dinleyelim...
Zeynep Dörtkardeşler: O kadar ayrıntılara girmek istemiyorum. Zaten günlük bir dizi, kaçmasın sihri diyorum ve Ceyda’ya atıyorum topu (gülüyor).
Ceyda Tepeliler: Ben de Zeynep’e katılıyorum ve bunu dizide hep beraber izleyip görelim diyorum.
Cem Bey, size göre ‘Mehmet’ karakteri seyirciden tepki görmeyecek mi? Çünkü, iki can arkadaşı birbirine düşürüyor.
Cem Kılıç: Mehmet, Ceren’le lise yıllarında kısa bir ilişki yaşamış ve çoktan onu unutmuş bile. Çünkü, kendisi gibi radyoculuğa tutkun olan Hande’yle tanıştığında gönlünü ona kaptırmış. Kısacası burada Mehmet’in bir suçu yok. Ceren’in hırsı ve tutkusu Mehmet’i suçluymuş gibi gösteriyor. Ancak bana sorarsanız Mehmet suçlu değil. Bu nedenle de seyirciden tepki göreceğini sanmıyorum.
Cem Bey, hayatınızın herhangi bir döneminde dizideki gibi iki hanımın sevgisini aynı anda kazandığınız oldu mu?
Cem Kılıç: (Gülüyor). Bilemiyorum, olmuştur belki de.
Bu dizinin kötü kalplisi kim?
Zeynep Dörtkardeşler: Sanırım Ceren…
Ceyda Tepeliler: Aslında kötü kalplisi yok bana göre. Belki dizinin kalbi kırık olan karakterleri demek daha doğru olur. Bence o açıdan değerlendirmeli.
Cem Kılıç: Bana göre dizinin kötü kalplisi Ceren ve Taner.
RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİNDE
Yüksel ŞENGÜL







