Menu

Gül Gölge Saygı: ‘Esas güzellik, hayata bakışımızda saklı’

Gül Gölge Saygı: ‘Esas güzellik, hayata bakışımızda saklı’

Televizyon ekranlarından moda dünyasına transfer olarak koleksiyon hazırlayan Gül Gölge Saygı ile moda, iş hayatı, çocuklar, aile ve arkadaşlar üzerine sohbet ettik

H. Anıl ÇIRPAN

Fotoğraflar: Lara SAYILGAN

gulgolge20140512-2

“Haddini bilmeyen insan hiç sevmem. Ben tasarımcı oldum ben şu oldum ben bu oldum diye asla demem, böyle ukalalıklar yapmam. Ama insanların bunu bana söylemesi de hoşuma gidiyor”

Son birkaç yıldır ara verdi ama televizyon programlarından hatırlayacağınız Gül Gölge Saygı, şimdi cemiyet hayatının en güzel, en şık kadınları arasında gösteriliyor. Ekrandaki, dergiler, gazetelerdeki fotoğraflarındaki duruşuyla size nasıl görünüyor bilmem ama ben güzelliğinden dolayı kendisinden biraz çekiniyordum işin açıkçası. Bu kadar güzel bir kadın mutlaka ukala, sinirli ve hoşnutsuz bir insandır diye düşünüyordum kendisini hiç tanımadığım için. Tabii ki insanların önyargıları kendi günahlarıdır ve ben de tanışmamızın daha beşinci dakikasında önyargılarımdan dolayı hayatımın büyük utançlarından birini yaşadım. Gül Gölge Saygı, rahat, sakin, keyifli, konuşkan bir insan. Love My Body markası için ‘My Touch’ koleksiyonunu tasarlayarak moda tasarımcılığına başlayan ve ikinci koleksiyonuyla da beğeni toplayan Saygı ile iş hayatını, çocuklarını ve arkadaşlarını konuştuk. Tabii moda, sohbetimizin başrolündeydi…

Sunucu ve oyuncu olarak televizyon dünyasında adından başarıyla söz ettiririrken evlenip iki çocuk annesi oldunuz ve çalışma hayatınıza ara verdiniz. Neler yaptınız bu dönemde? Hayat nasıl geçti son yıllarda?

Okul, İletişim Fakültesi, ardından iş hayatı, sonra evlilik, birinci çocuk derken hayat biraz yoğun geçti. Oğlum dokuz aylıkken ikincisini yapmamla beraber doğal olarak o dönem bir şey yapamadım. Hamileliğimde son aya kadar çalıştım. İlk hamileliğimde çocuğum doğana kadar çalışmaya devam ettim. Çocuklar küçükken anneye çok ihtiyaç duyuyorlar. Yapmakta olduğum televizyon programlarında birlikte çalıştığım insanlar, bebeğin 40’ı çıkınca gelirsin demişlerdi ama oğlumun 40’ı çıktığında ben daha alt kata inemiyordum. 18 ay emzirdim. İki oğlum da ne zaman tam gün okula gitmeye başladı, işte o zaman gözüm arkada kalmadan yavaş yavaş iş hayatına dönmeye başladım. Hem köşe yazmaya başladım hem tasarımcılığa el attım. Bunlar da görsel hafızanın, farkındalığın getirdiği işler zaten. Gözlem gerektiren işler bunlar ki benim de zaten eski işimin bir parçası da gözlemdi. Mesleğimin getirdiği özellikten yola çıkarak yeni işler edindim. İşte böyle geçti…

Peki yakın zamanda televizyona geri dönmeyi düşünüyor musunuz?

Önümüzdeki dönemlerde televizyon projeleri de var ama tam olarak aklımda olan, içimde olan bir projeyle dönmek isterim. Tam olarak içime sinmesini isterim. Bunlar aslında hep gündemde olan şeyler. Hayatımda sürekli konuştuğum, televizyoncu arkadaşlarımla fikir çalışması yaparken ortaya konan şeyler bunlar, yapmalısın yapman gerek denilen şeyler bunlar. Yapacağım, yaparım, daha yaşım da genç. Ama yapmak isteyeceğim bir şey olması lazım. Yaptığım her işi çok ciddiye alıyorum ve yoğunlaşıyorum. Çocuk doğurduğum zaman da nasıl onları daha iyi emzirebilirim, nasıl onlarla daha çok kaliteli zaman geçirebilirim diye onların üzerine yoğunlaşıyordum. Okul çağına başlattıktan sonra da işte bu işlere kanalize oldum. Ya da ben böyle bir şey yapmak istiyorum diyebileceğim bir şey için gerçekten çalışmam lazım, inanmam lazım. Ama dediğim gibi birinden de çıkabilir böyle bir proje. Benim inanmam lazım.

Şimdi yeniden iş hayatına atıldınız, moda dünyasında bir marka olma yolundasınız. Love My Body markası için ‘My Touch’ adlı bir koleksiyon hazırladıktan sonra şimdi de ikinci bir ilkbahar yaz koleksiyonu hazırladınız. Tamamen bağımsız olarak kendi markanızı yaratmak yerine neden bir markayla anlaştınız?

Aslında aklımda hiç böyle bir şey yoktu. Teklif geldiğinde çok şaşırdım hatta. Böyle şeyler birikim gerektirir. Hala da ben kendim için tasarımcı oldum diyemem çünkü bu işler hep birikim gerektirir. Teklif geldiğinde böyle bir birikimim olmadığını söyledim, nasıl olacak diye sordum. “Siz sosyal medyada, günlük hayatta çok beğeniliyorsunuz. Yeni sezon için dolabınıza gardırobunuza katmak istediğiniz parçalar için fikir birlikteliği yapalım” dediler. Kendi giymek istediğim kalıpta gömlek, pantolon önerisinde bulanmamı, kendi vizyonuma göre belirlememi istediler. Yapabilir miyim yapamaz mıyım diye düşündüm, sonra çıktı kendiliğinden. Şimdi ikinci koleksiyonu hazırladık. Çok da güzel bir ekiple çalışıyorum. Ama çok detaycıyım, bir fermuar detayı için üç hafta bekletebiliyorum. Çok meşakkatli bir iş. Bir renk beğeniyorsunuz, bir kumaşa uygulatmak istiyorsunuz, ama hayalinizdeki gibi çıkmıyor. Hadi baştan başlıyorsunuz. Meşakkatli ama çok zevkli bir iş.

Tasarımcılıkla ilgili bir eğitim aldınız mı?

Hayır, sadece bilgim vardı. Hafızam ve zevkim var, tarif ediyorum, yapıyoruz. Tereddütüm de bundan dolayıydı. Ama o kadar iyi bir ekiple çalıştım ki ikinci koleksiyonda her şey tıkır tıkır işledi.

Siz her zaman Türkiye’nin en iyi giyinen, en güzel kadınları arasında gösterildiniz. Daha önceden modaya ilginiz nasıldı, profesyonel olarak modayla ilgilenme fikri daha önce var mıydı?
Hiç yoktu. Bir araştırma yapmışlar, koleksiyon hazırlamasını isteseniz kimi isterdiniz diye sormuşlar insanlara. Benim ismim önde çıkmış. Bu şekilde başladı zaten. Benim aklımda bile yoktu. Uzun uzun düşündüm. Haddini bilmeyen insan hiç sevmem. Ben tasarımcı oldum ben şu oldum ben bu oldum diye asla demem, böyle ukalalıklar yapmam. Ama insanların bunu bana söylemesi de hoşuma gidiyor. Bu arada bu koleksiyon sayesinde yardım derneklerine de faydamız dokunuyor. Şirketin de buna okey vermesi benim için çok önemliydi.

Yardım derneklerine nasıl destek oldunuz peki?

İlk koleksiyonda barınaklara yardım ettik. Gönüllüler tarafından döndürülen bir derneğe yardımımız oldu. Şimdi de Koruncuk Vakfı için tişört ve aksesuar tasarladık. Böyle de bir faydamız oluyor. Üretken olan insan çok farklı. Çok daha özgüven sahibi, kişiliği oturmuş insan oluyor, her zaman bunu söylüyorum.

gulgolge20140512-3

Size göre nasıl şık olunur? Şıklığın sırrı nedir?

Şıklık bence yorumdur Bir parça görürsünüz, vitrinde hiç albenili olmazken biri öyle bir takıyla, öyle bir çantayla kullanır ki bambaşka olur. Şıklık yaratıcılıktır, –mış gibi yapmak değildir. Para yatırıp da tamamen bir markadan giyinmek değildir. Yorum yapmaktır, kendini tanıyıp yakıştırmaktır.

Peki şık olmak şart mı? Eminim ki okurlarımızın çoğu günlük hayatlarında kot pantolon tişört giyiyorlar…

O da bir şıklık bence... Şu an sizinle konuşurken benim de kot pantolon ve gömlek var üzerimde. Benim şıklık diye bir iddiam da yok esasında. Bir pantolonla, bir ceketle, bir tişörtle de şık olabilirsiniz. Bazen çok makyaj yapmak istersiniz, kıyafeti sade tutarsınız bu da şıklık olur. Bazen şık bir kıyafet giyersiniz, saçınızı başınızı daha farklı yaparsınız, bu da şık olur. Bunlar benim şahsi fikirlerim. Bu yüzden tamamen özenilmiş, üzerinde çalışılmış olması değil, yorum katılmış olması gerekir.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 20/2014 SAYISINDA...  
 


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik