Menu

Eğlenmek en doğal hakkım

Eğlenmek en doğal hakkım

Özlem Yıldız’ın boşanması, boşandıktan sonraki özel hayatı, gezmesi, tozması çok konuşuluyor. Biz de tüm bunları direkt kendisine soralım istedik.

Röportaja gittiğim gün boşandığı eşi Sinan Serter’le yemek yediklerini görünce; “Yoksa yeniden bir araya gelecekler mi?” diye sevindim. Öyle bir şey yokmuş, Özlem’in otomobili çalışmayınca hemen eski eşini arayıp yardım istemiş. Sinan Serter aküsü biten aracın problemini halledince Özlem Yıldız’a; “Artık bana bir yemek ısmarlarsın” demiş. İkisinin karşılıklı şakacı tavırları, en sıkıntılı anlarında aradıkları ilk kişinin birbirleri olması, aslında tüm dedikodulara güzel bir cevap gibi geldi bana...

Pınar YILMAZERLER

ozlem-2

Mesleki olarak dönüm noktan ‘Sabah Şekerleri’, ‘Çarkıfelek’ günleri miydi?


Aslında ben VJ’lik yapıyordum. O dönemki yayın yönetmeni Faruk Bayhan ‘Çarkıfelek’te hostes olabilmem için diğer kanalla irtibatımı kesmemi istemişti. Fakat ‘Çarkıfelek’ de henüz başlamadığı için, hostes adı altında bir şey yapmak istemedim. Öbür tarafta VJ’lik de yapsam, kendi başıma iki saatlik bir programı yönetiyorum. Sonra kısmet, oradaki arkadaş evlenince “Öbür tarafı da yapabilirsin” diyerek çağırdılar. Yazın Bodrum Akyarlar’a gitmiştik. Faruk Bey’den telefon geldi “Bu sezon eylülde sana ‘Sabah Şekerleri’ni vereceğim” dedi. ‘Sabah Şekerleri’ de Şebnem Dönmez’le başlamış, adından söz ettiren bir program. Bana bunu söylediği anı hiç unutmuyorum; çığlık atıp, zıplayarak elimde ne varsa havaya fırlattım! O yüzden o benim ilk dönüm noktamdır. Arkasından da tabii ki ‘Çarkıfelek’ geldi. İkisinin bir arada devam ettiği o sezon, benim artık çok büyük kitlelere hitap etmemi ve tanınmamı sağladı.

Sonra evlendin ve meslekten uzaklaştın. Bugün düşününce hata mıydı?

Tabii ki bu işte arayı çok uzatmamak lazım. Ara vermek çok doğru bir şey değil. Çünkü yeni isimler geliyor arkadan. Tanınırlığınızı, isminizin bilinirliğinizi devam ettirmek için bir şekilde var olmanız gerekiyor. O dört sene çok uzundu benim için. O zaman o kararı verirken “Bir gün mesleğe dönerim”i düşünmeden verdim.

Yıllarca çalıştıktan sonra nasıl kolaylıkla bu kararı verebildin?

Çocuğuma bakarım, evimin kadını olurum diye düşündüm. Benim için artık bütün hayat oydu, mutluydum. Evliliğin de fedakarlık gerektiren bir şey olduğunu düşünüyordum. Ki hala öyle düşünüyorum. Bana soracak olsalardı, ben ikisini bir arada devam ettirirdim.

“Bana soracak olsalardı” dedin. Sana sormayan kimdi?

Eşimin ailesi çok sıcak bakmadı. Tanınır olmam, magazin gündeminde yer alıyor olmam hoşlarına gitmedi. Ben de onların düşüncesine saygı duyduğum için ara verdim. Ondan sonra çocuğum erken doğunca zaten sıkıntılı bir dönem oldu. İster istemez aklıma iş, güç gelmedi. Ama ne zaman ki Demir sağlığına kavuştu, okuluna başladı, kendime, özel hayatıma ayıracak zaman dilimi oluştu, o zaman farklı şeylere yöneldim.

Ne gibi şeylere yöneldin mesela?

İngilizcem biraz eksikti. Eve İngiliz hoca geliyordu, çalışıyorduk. Mesela yaptığım en faydalı işlerden biridir. Kendime yatırım yapmışım. Onu geliştirdim o dönem. Sürekli mutfakta kendimi geliştirecek yemekler öğrendim. Bir, iki gün grubuna girdim ama onlar çok sıktı beni.

Niye sıkıldın?

Oturup da seyahatlerden, kıyafetlerden konuşmak bana sıkıcı geldi. Sevmedim. Bir de sürekli bu kadar yoğun, gece-gündüz çalışan bir insan olduğum için o kadar boş boş muhabbetlerin içinde olmak beni mutlu etmedi. Tercih ettiğim bir şey değildi. Bir de hep kendi paramı kazandım. Birinden para istemek bana çok ağır gelmeye başladı. Bu kişi kocam bile olsa. O yüzden sürekli işimi özlüyordum. Eski programlarımın kayıtlarını annem hep kasete çekmiş hatıra olarak. Onları izleyip; “Ah ah! Ne günlerdi” dediğim oluyordu. Sabah programına ilk dönüşüm Alişan’la oldu. Meğer Çağla (Şıkel) doğumdan sonra dönecekmiş, bana söylememişlerdi bunu. Sonunda dört yıl sonra yeniden ekranlara dönmüştüm.

Nasıldı yıllar sonra kamera karşısında olmak?

Çok heyecanlandım, öldüm. Hatta hiç unutmuyorum; makyajım tutmadı. Sürekli gözümden yaş aktı. Zannediyorlar ki; heyecandan, mutluluktan ağlıyorum ama garip bir şey gözlerim set ışıklarını unutmuş. Alerjiden şakır şakır nasıl ağlıyorum. Ellerim zangır zangır titriyordu, sanki hayatımda ilk defa kamera ışığı görmüşçesine. Ama çok mutlu oldum tabii. Çok keyifli zaman geçirdim. Özlediğimi hissettim bir kere her şeyden önce.

Şu günlerde neler yapıyorsun?

Kanaltürkte ‘Bana Bir Şey Olmaz’ diye, iş güvenliğiyle alakalı haftada bir gün yayınlanan bir program yapıyorum. Ama onun da nasıl devam edip, etmeyeceği belli değil. Aynı kanalda başka bir şey yapmam söz konusu. Şimdi onun görüşmelerine devam ediyorum.

Biraz önce buluştuğumuzda eski eşin Sinan da buradaydı. Arada çocuğunuz var elbette görüşeceksiniz ama sabah otomobilin bozulduğunda da ilk aradığın kişi o olmuş. Hayatınla ilgili her şeyde onu arayıp, danışır mısın?

Danışmak gibi değil ama paylaşıyorum. O da bana kendisiyle alakalı şeyleri anlatıyor. Dediğin gibi bugün arabam çalışmadı, ilk onu aradım. O benim en yakın arkadaşım. İşle ilgili gelişmeleri paylaştığım, başım sıkıştığı zaman en ufak bir sıkıntıda aradığım en yakın arkadaşım o.

Aklına gelen ilk kişi Sinan’sa evlilik niye bitti?

Duygusal olarak bir şey hissetmiyorum ama benim en yakın arkadaşım. Son üç gündür fazla görüşüyoruz, hayırdır bilmiyorum. Demir’in okulu tatile girmişti, “Demir’i sinemaya götürelim” dedik. Demir tutturdu; “Ben Cem Yılmaz’ın filmine girmek istiyorum” diye. Sinan gitmiş o filme. Ben de Ben Affleck’in filmini merak ediyordum. Demir ablasıyla birlikte istediği filme girdi, biz de Sinan’la Ben Affleck’in filmine girdik. Çok eğleniyoruz. Fakat bu artık duygusal gibi değil de, arkadaş olarak paylaşımların olduğu bir ilişki. Bizim bir araya geliyor olmamız Demir’i çok mutlu ediyor. Geçen gün boşanmanın ne demek olduğunu konuşuyorduk. Bir arkadaşının annesi ve babası boşanmış. “Ama siz ayrılmadınız ki” dedi. “Demir’ciğim biz de boşandık babanla. Ben artık Özlem Serter değil, Özlem Yıldız’ım” dedim. “Siz ayrılmadınız sadece ayrı evlerde yaşıyorsunuz” dedi bana. Şunu biliyorum ki; babasının bundan sonra hayatına girecek kadın yine ben olmalıyım. Benim hayatımda da sadece babası olmalı diye bir şey var kafasında.

Neden seninle ilgili “Para bitti Özlem gitti” iddiaları atıldı ortaya?

Çünkü işine geliyor herkesin. Düşünsene ben parası bittiği için ayrılıyor olsam, bu adam bugün benim yüzüme bakar mı, bugün benimle aynı masada oturur mu? Ben kalkıp da basına; “Biliyor musunuz onlar böyle söylüyorlar ama ben Sinan için şunu harcadım, ben Sinan için bunu harcadım. Elimden şunlar gitti” demedim, demem. Çünkü bir çocuğumuz var ve ona gelecek laflar bir şekilde beni de, çocuğumu da etkileyecek. O da durumun buraya gelmesini istemezdi ama hayat şartları istemeden bizi bu noktaya getirdi. En azından yastığa başımı koyduğum zaman vicdanım son derece rahat. Biz elimizden geldiği kadar evliliğimizi ayakta tutmak için mücadele verdik. Sonra baktık çoktan bitmiş. Arkadaş kalabilmek en güzeli.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 46/2014 SAYISINDA...


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik