YAPIMCILIĞINI D YAPIM’IN ÜSTLENDİĞİ, YÖNETMENLİĞİNİ FERİDE KAYTAN’IN YAPTIĞI VE SENARYOSUNU SEMA-AYTÜL TENSİ’NİN YAZDIĞI ‘AY TUTULMASI’, SEZONUN EN İDDİALI YAPIMLARI ARASINDA YER ALIYOR. Başrolleri Naz Elmas, Kenan Ece ve Nur Erkul paylaşıyor. Dizinin yakışıklı jönü Kenan Ece ile Nişantaşı’nda buluştuk ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...
‘Ay Tutulması’ dizisi ekranlara hızlı bir giriş yaptı. Reytingi de çok iyi gidiyor.
Ben de çok iyi duyumlar alıyorum. Kaliteli ve oyunculukları oturmuş bir dizi. Her bölüm çıtayı biraz daha yükselterek en iyi duruma geleceğiz.
Size teklif nasıl geldi?
‘İzmir Çetesi’ bittikten sonra menajerim vasıtasıyla teklif geldi. Gittim, görüştüm, senaryoyu okudum ve kabul ettim. Projeyi kendim için çok doğru buldum. Prodüksiyon şirketi, cast ve yönetmen benim için çok önemlidir.
Dizide canlandırdığınız karakterin adı da Kenan. Bu bir tesadüf mü?
Aynen öyle. İlk defa başıma böyle bir şey geldi.
Biraz Kenan karakterinden bahseder misiniz?
Kenan, genç bir iş adamı. Çocukluğunda ailesiyle ilgili birtakım problemler yaşamış. O yüzden tek başına hayata asılmış, kendi kendine bir şeyler başarmış ve çalıştığı şirkette başarılı olmuş biri. İş yerinde de bir kız arkadaşı var ve evlenmeyi düşünüyorlar. Fakat babası birtakım kanunsuz işlere bulaşmış, Kenan’ın onu kurtarması gerekiyor. Şirketin patronu Şevket yardım ediyor ancak karşılığında kızıyla evlenmesini istiyor. Kenan da aşkın ve mantığın arasında kalıyor. Ama sonra babasını kurtarmaya karar veriyor ve Şevket’in kızı Şebnem’le nişanlanıyor.
|
|
Peki siz böyle bir durumla karşı karşıya kalsanız ne yapardınız?
İnsanın gururunu kıran bir durum. Kenan, neden evlenmesi gerektiğini açıklayamıyor. Ben kendi kız arkadaşıma, başıma gelen durumu anlatırdım. Aslında çok dramatik bir olay.
Siz kararlarınızı kalbinizle mi, mantığınızla mı alırsınız?
İkisinin ortası. Sadece mantıkla olmuyor, içime sinmiyor.
Liseyi bitirince Amerika’ya gitmişsiniz. Bu kararı nasıl aldınız?
Planlı bir karardı. Yazın yurt dışında yaz okullarına gidiyordum. Okulumu kendim seçtim. Orada çok rahat edemedim, fakat eğitim açısından çok iyiydi. Ekonomi ve tiyatroyu beraber okudum. Birçok oyunda oynadım, sahne arkasında çalıştım. Mezun olduktan sonra New York’a gittim. Ama orada da mutlu olamadım. Sonra İrlanda’ya gittim ve mutluluğu orada buldum.
Neden İrlanda?
New York’tayken Türk bir şirkete CV’mi yollamıştım. Onlar da bana, “Bizim İrlanda’da bir yatırımımız var. Senin gibi üniversiteden yeni mezun olmuş, ekonomi tahsili olan birine ihtiyacımız var” dediler. “İrlanda neresi?” diye düşündüm, kafamda bir resim canlanmadı ama Amerika’dan bir an önce kaçmak istiyordum. “Tamam” dedim. Beş ay çok zorlu geçti ama sonrası mükemmeldi.
Orada oyunculuk da mı yaptınız?
Evet. Oyunculuk derslerimin sonunda bir gösteri hazırladık, menajerleri de davet ettik. Bir tanesi benimle çalışmak istedi. “Bir dizi var, seni görmek istiyorlar” dedi. Gittim, beğendiler, 13 bölüm oynadım. Kısa film ve tiyatrolarda da rol aldım. Sonra Türkiye’ye geri döndüm.
Neden döndünüz?
Çalışma iznim bitti. Türkiye’ye döndüğümde orada ektiğim ürünlerin mahsulünü aldım. İş bulmak konusunda zorluk çekmedim.
Tek çocuk musunuz?
Annem ve babam ben üç yaşındayken ayrılmışlar. Ama diğer evliklerinden çocukları olmuş, yani kardeşlerim var.
Anne ve babanız siz çok küçükken ayrılmışlar. Bu sizi nasıl etkiledi?
Aslında küçük olduğum için pek etkilemedi. Hâlâ çok iyi arkadaşlar, bir araya gelip görüşürüz. Benim için bu durumun hiçbir dezavantajı olmadı.
Aslında avantajlı bile olabilir. İki ayrı ev, farklı oyuncaklar…
(Gülüyor) Evet, iki düzenin de parçasıydım. Hayatımda da böyle bir durum var. Bilmiyorum alakalı mı, alakasız mı ama mesela tiyatro ve ekonomi. Ya da oynadığım dizilerde, o kadın mı, bu kadın mı? (Kahkahalar)
RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİNDE...
Ömür SABUNCUOĞLU






