Menu

Özlem Conker ‘Oyuncu olmasaydım belki de evlenmiştim’

Özlem Conker ‘Oyuncu olmasaydım belki de evlenmiştim’

Bu sezon ‘Canan’ dizisine başlayan Özlem Conker, yine başarılı oyunculuğuyla adından söz ettiriyor. Oyuncuların uzun çalışma saatleri nedeniyle hayatı yakalayamadıklarını söyleyen Conker, birçok mutlu ilişkinin de bu nedenle bittiğini anlattı. Kalbi dolu olan güzel oyuncu, çok özel açıklamalar yaptı.

ETİLER’DE BULUŞTUĞUMUZ KAFEYE BİR KUĞU GİBİ SÜZÜLEREK GİRDİ ÖZLEM CONKER. Ona bakanlar bir kez daha dönüp baktı. Düzgün fiziği ve zarafeti hemen dikkat çekiyordu. Kibar, nazik ve hassas, ancak bir o kadar da kararlı ve kendinden emindi. Türkçe’si düzgün, kelimeleri seçerek kullanıyor. Diksiyonuna, tonlamalara ve vurgulara özen gösteriyor. Onunla sohbet beni hem dinlendirdi hem de dinginleştirdi...

‘Canan’ dizisine başladınız, hayırlı olsun. Çekimler nasıl gidiyor?
Çok güzel gidiyor. Yoğun bir koşturmaca var. Çok huzurlu bir set. Bazı setler stresli ve mutsuz olur. Ama bizimki mükemmel.


Geçen sezon dizide Gamze Özçelik oynuyordu. O ayrıldı ve siz başladınız. Bu riskli bir adım değil mi?
Bu konu beni hiç rahatsız etmedi. 16 bölüm Gamze ile çalışıldı. Gamze Özçelik iyi ve popüler bir isim. O yönden benim hiçbir endişem olmadı. Bu iş bana teklif edildiğinde, diziye başka oyuncuların da dahil olacağı söylendi. Rüçhan Çalışkur ve Ragıp Savaş’ın da kadroya katılması, benim teklife olumlu yanıt vermemi kolaylaştırdı. İşin ne olduğu ve kimden devraldığınız çok önemli. ‘Canan’ bana çok parlak bir proje gibi geldi ve yanılmadım.

Birkaç yıl önce siz de ‘Sensiz Olmuyor’ dizisinden ayrılmıştınız ve yerinize Yeliz Şar başlamıştı.
Evet. Böyle şeyler her zaman olabilir. O da güzel bir projeydi. Emre Altuğ ile oynuyorduk. Ekip çok önemli. ‘Canan’ dizisinde oynamayı kabul ederken yönetmen, yapımcı ve kanal ‘Evet’ dememde çok etkili oldu.

Son zamanlarda romanlar hep dizilere uyarlanıyor. ‘Canan’ da Peyami Safa’nın bir eseri. Bu furyayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arz-talep meselesi. Tutan şeyler neden yapılmasın diye düşünüyorum. 100 sayfalık kitaptan 200 bölüm çıkarınca belki mevzu ve karakterler biraz değişiyor ama insanlar seviyor ve izliyorlarsa, yapılan işler de başarılı oluyorsa neden olmasın?

Yapımcıların işin kolayına kaçtığı söyleniyor.
Bence kolaya kaçılmıyor. Bu bütün dünyada yapılıyor. Bazı insanlar eleştirmeyi biraz fazla seviyorlar ve ben bunun sebebini anlamıyorum. Negatif olmak yerine pozitif olsak çok daha ileri gideriz.

Birçok oyuncu, Türkiye’de senarist sıkıntısı yaşandığını söylüyor. Siz ne dersiniz?
Doğru aslında. Çok sayıda yapımcı ve oyuncu var. Senarist az. Türkiye’de televizyon çok izleniyor ve talep fazla.

Sizin kaleminiz nasıldır?
Sıfır diyebilir miyim (kahkahalar)?

Yönetmenlik koltuğuna oturmayı düşünüyor musunuz?
Hayır. O tamamen başka bir yetenek. Ama oyunculuktan sonra yönetmenliği deneyen çok başarılı isimler var. İnsanlar yeteneklerini farklı alanlarda kullanabildiklerinde bu çok hoşuma gidiyor ve saygı duyuyorum.

Siz oyuncu olmaya nasıl karar vermiştiniz?
Aslında ben oyunculuğa karar vermedim ama beni bu yola sokan şey, reklam filmleri oldu. Kamerayı sevdim, yeteneğimin olduğu anlaşıldı. Bir de Tomris Giritlioğlu ile tanışmam, ilk teklifin ondan gelmesi, dizinin TRT’de yayınlanması ve başrol oynamam çok önemliydi. Önüme çıkan fırsatları değerlendirdim ve aradan tam 12 yıl geçti.


Peki eğitim...
Benim oyunculuk eğitimim yok, alaylıyım. Açıkçası 12 yılın sonunda bu sektörde belli tecrübelere sahip olduğumu düşünüyorum. Ama eğitim mutlaka gerekli. Yeteneği, iyi bir eğitimle şekillendirebilmek çok önemli. İşin teorik kısmından sonra, pratik bölümü de unutulmamalı. Okulu bitirmek tek başına bir şey ifade etmiyor. Bu bütün meslek grupları için geçerli.

İki sene Türkiye’de yoktunuz. Her şeyi bırakıp nasıl Amerika’ya gittiniz?
Cesaret isteyen bir şeydi. Mesleğimi iyi bir yerde bırakmışım ki, döndüğümde aynı yerden devam ettim. İnsanlarla güzel ilişkiler kurmaya gayret ediyorum. Amerika’ya gitmeden önce “Hayatı kaçırıyorum” endişesine kapılmıştım. Çok çalışıyordum, 12 saatimi sete harcamaya başlayınca kendim için hiçbir şey yapmaya fırsatım kalmadığını düşünmeye başlamıştım. Dünyamın küçüldüğünü fark ettim. Bu da beni çok mutsuz etti. Sanırım kendime cesur bir karar verebileceğimi göstermek istedim ve sonunda çok mutlu oldum.

Orada günleriniz nasıl geçti?
Sabah 08.00’le akşam 17.00 arası okuldaydım. Üniversitenin İngilizce bölümünü bitirdim. İki ablam ve yeğenlerim Amerika’da yaşıyor. Annemle babam senenin büyük bir kısmını orada geçiriyorlar. Onlarla birlikte çok güzel zaman geçirdim. Zaten gitme nedenlerimden biri de ailemle daha çok vakit geçirebilmekti. Çünkü yeğenlerim doğmuştu ve ben onların büyüdüklerini görememiştim. Açıkçası hayatımın bana ait olan kısmını kaçırmak istemedim.

Hayatı kaçırmak istemeyenler için oyunculuk doğru bir meslek değil o zaman.
Kesinlikle değil. Oyuncuların çalışma temposu çok fazla, çalışma saatlerimiz çok uzun ve biz hayatı kaçırıyoruz. Ben bir daha böyle bir ara veremem, fırsatım olmaz. O yüzden iyi ki bunu yapmışım.

Şu an bütün hedefiniz, kariyeriniz mi?
Evet. Gelen iyi teklifleri değerlendireceğim. İşimi çok seviyorum. Ama tabii ki özel ve aile hayatım da benim için önemli.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİNDE...
Ömür SABUNCUOĞLU




Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Oğuzhan Koç’un İstanbul’daki ilk konserindeydik

0:00 Play

Cemal Hünal - Hafta Sonu Dergisi Çekimleri - Kamera Arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik