Menu

'Tek eşliliğe inanmıyorum'

'Tek eşliliğe inanmıyorum'

2014 yılında çıkardığı 'İnsan' isimli albümündeki şarkılarına klip çekmeye devam eden Bora Duran, son olarak 'Müebbet' isimli şarkısı için kamera karşısına geçti.

Derya Alabora'nın oyunculuk yaptığı klip, büyük beğeni topladı. Şarkılarında aşka dair muhteşem sözler yazsa da, aşkın kalıcı bir duygu olduğuna inanmayan Duran ile bakın neler konuştuk

Nuriye KIRMA

Bazı isimler var, şarkılarını her yerde duyuyoruz ama kendilerinden çok haberdar değiliz. Siz de onlardan birisisiniz. Kimdir Bora Duran?

Ben Ege Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı mezunuyum. Bir memur ailesi çocuğuyum. Ama ailem müzikle fazlasıyla haşır neşir. Dolayısıyla müziğe ilgim ilk olarak ailemin içinde başladı. Babam ut ve bağlama çalışıyordu. Annem de, Türk müziğinden eserler seslendirirdi. Bizim evin içi pavyon gibiydi (gülüyor); bir taraf çalar, bir taraf söylerdi...

Ama profesyonel olarak müzik çalışmaları yoktu herhalde...

Hayır, yoktu. Babam İş Bankası'nın müdürüydü. Bu yüzden birçok şehirde gezdik ve daha çocukluk yıllarımdan beri birçok kültüre hakim oldum. Beş yıl Konya, beş yıl Ordu-Ünye böyle devam etti. Ortaokulda müzik öğretmenim müziğe özel ilgim olduğunu hissetti. Sürekli okul korolarında ve okul tiyatrolarındaydım. Öğretmenim Necla Demirdelen, bana bir gitar hediye etti ve ben orta ikinci sınıfta gitar çalmaya başladım. Sonra 1995 yılında, Ege Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı’nı kazandım. Babam hep avukatlık gibi daha garanti bir meslek seçmemi istedi ama müzik aşkı bunun önüne geçti. Okulu kazanmamla beraber İzmir'de çalmadığım mekan kalmadı diyebilirim; Bornova, Alsancak, Karşıyaka... Hem kendim solistlik yaptım hem de başka gruplar için çaldım. İzmir yavaş yavaş bana dar gelmeye başladı ve 2002 yılında İstanbul'a geldim. O dönem Vedat Sakman'la yollarımız kesişti ve onun stüdyosunda demolar yaptım, kayıtlarına yardım ettim. Bir süre de, Yıldıray Gürgen'in yanında asistanlık yaptım. Bu süreçte birçok sanatçının çalışmasında enstrüman çaldım, kayıtlarını yaptım. Tüm bunların ardından BKM tayfasıyla tanıştım; Deniz Erdoğan'la beraber 'Organize İşler' filminin müziklerini yaptık. Deniz, “BKM Mutfak ekibinde çalar mısın?” diye teklif etti. Bir gurup kurduk ve iki-üç yıl boyunca BKM Mutfak ekibi için çaldık. Biz çalıyorduk, onlar oyun oynuyorlardı, böyle bir kumpanya şeklinde devam ettik. BKM'de geçen zamanlarım gerçekten çok güzeldi. 2005'te kendi stüdyomu kurmuştum zaten. Yıldıray (Gürgen), Mahsun Kırmızıgül'ün albümünü yapıyordu. Onun sayesinde Mahsun'a benim 'Gül Senin Tenin' şarkısını verdik.

“Mahsun Kırmızıgül okuduğunda 'Gül Senin Tenin' o dönem bayağı ilgi görmüştü. O sıralarda ben İzmir'den yeni gelmiş bir müzisyendim ve adımı duyurmaya ihtiyacım vardı. Daha kendi albümüm için de uzun bir yol vardı. Şarkıyı verirken amacım tabii ki doğal olarak piyasada kendi ismimi duyurmaktı”

Şarkı da çok popüler olmuştu...

Evet. O dönem bayağı ilgi görmüştü. O sıralarda İzmir'den yeni gelmiş bir müzisyendim ve adımı duyurmaya ihtiyacım vardı. Daha kendi albümüm için de uzun bir yol vardı. Şarkıyı verirken amacım tabii ki doğal olarak piyasada kendi ismimi duyurmaktı...

Şirket kurmadan önce size albüm teklifi gelmedi mi? Kendi şirketinizi kurmanız daha masraflı gibi görünüyor dışarıdan...

Ama o sıralarda işin mutfağına çok karışmıştım. Adamlar beni henüz şarkı söylemek isteyen, albüm yapmak isteyen biri olarak bilmiyorlardı. BKM'ye girdikten sonra şarkıcılık yönüm daha fazla öne çıktı. İlk zamanlarda işi öğrendim. Kendime güvenmiyordum ama 'Gül Senin Tenin', 'Sen de Gidersen' gibi şarkılarım o zamanlardan hazırdı. Albümümü kendim yapmak istiyordum. Biri beni keşfedip, “Gel sana albüm yapalım” demedi. Ben, kendimi keşfettim, kendime inandım, kendi albümümü kendim yaptım.

Piyasada şu sıralar yeni bir ismin adını duyurması ve şarkılarının sevilmesi çok zor. Siz bunu nasıl başardınız?

Ben 2007 sonlarında kendi albümümü hazırlayıp, 2009'un sonlarına doğru çıkardım. 'Her Sabah'tı ismi. Her yeni sanatçının albümünün güme gitmesi gibi, benim de o albümüm güme gitti. Çünkü piyasayı ve sektörü bilmiyordum. O zamanlar “İyi müzik yapıyorum, nasıl olsa keşfedilir ve duyulur” diyordum. Biraz fazla müzisyen kafasındaydım ama iş öyle olmuyormuş! Sektörün içinde olmak ve iyi bir PR her şeymiş meğer. O ara aynı zamanda bayağı popüler olan 'Dinle Sevgili' dizisinin müziklerini yapmaya başlamıştım. Orada iki radyocunun aşkı anlatılıyordu ve benim bütün şarkıları o dizide kullandık. O sayede ‘Bora Duran’ adı yavaş yavaş duyulmaya başladı ve beğeni aldı. Onunla beraber biraz motivasyonum yerine gelmeye başladı.

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 16/2015 SAYISINDA... 

BORA DURAN Fotograf Fethi Karaduman-4

 


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik