Menu

‘Evdeki huzur, saadet budur’

‘Evdeki huzur, saadet budur’

Meyra, yeni sıngle’ı ‘Karla Karışık’ı çıkardı ve müzik konuşmak için onunla buluştuk.

Ancak çok ender görülen hastalığının sürecinde yaşadıklarını ilk defa siz Hafta Sonu okurları ile paylaşan, kayınvalidesi gazeteci Nazlı Ilıcak’la ilişkilerini anlatan Meyra’nın öyküsünden hepimize çıkaracak dersler var

Arzu ÇAĞLAN

Meyra, nisan ayı içinde DMC Müzik etiketi ile söz ve müziği Gülşah Tütüncü, düzenlemesi Emirhan Cengiz’e ait ‘Karla Karışık’ adlı bir single çıkardı. Bu single için Nihat Odabaşı’nın çektiği klip, tüm müzik kanallarında yayınlanmaya başladı. Sevgili Meyra ile ‘Karla Karışık’ı konuşmak için Anadolu Hisarı Big Chef’s’de buluştuğumuzda, güneşli bir bahar günüydü. Meyra, her zamanki sevimliliği ve zarifliğiyle geldiği andan itibaren, laf lafı açtı. Yıllardır mutlu bir evliliği olan, polemiklere girmeyen, magazin skandallarına hiç bulaşmamış, müzik dünyasının belalarından kendini uzak tutmayı başarmış bir şarkıcı o. Fakat çok da cici bir anne. Biz röportajımızı yaparken oğlu Kemal de hemen yanı başımızdaki çocuk bahçesinde bakıcı ablasıyla oyun oynuyordu. Bana Kemal’in org çalan ve şarkı söyleyen videolarını gösterdi, çok şeker bir çocuk. Dışarıdan bakınca bir peri masalının kahramanı gibi görünse de, Meyra’nın bin kişide bir görülen bir hastalığı olduğunu duyunca şaşırıp kaldım.

Hem albüm yaptın hem de ünlü tenorlarla düetler. Bu şarkıya gelene kadar, pop ve klasik olmak üzere değişik tarzlarda şarkılar söyledin. ‘Aşklayalım’ şarkısını senden önce Ajda Pekkan okuyacaktı. Orada bir karışıklık mı oldu, bir de senden dinleyelim.

Şarkıyı Ajda Hanım beğenmedi ve şarkı Şehrazat’a geri gitti. Ben de şarkıyı dinlemiş, çok beğenmiştim. Şehrazat’ı ikna etmek kolay olmadı ama ben çok ısrar ettim. Şarkıyı bitirdikten sonra, hem bir nevi onay almak hem de fikrini almak için Ajda Hanım’a dinlettim. Çok beğendi ve bu benim çok hoşuma gitti. Çünkü içim rahatlamıştı.

Nisan ayında ‘Karla Karışık’ adlı yeni şarkını çıkardın.

Söz müzik Gülşah Tütüncü, Emirhan Cengiz aranjeyi yaptı. Klibimizi Nihat Odabaşı çekti, hem de onun ilk süpervizörlüğü oldu bu klip. Şarkı, mutlu iken ayrılanların şarkısı. Sudan bir sebepten tartışır, ama iki hafta sonra pişman olursun ya... Ama arada gurur vardır ve geri dönülmez. İşte şarkım böyle bir hikaye anlatıyor. Klipte, ben ilk adımı atan kişi oluyorum. Hani, hep erkekten beklenir ya; elinde çiçek kadının kapısına gelsin. Burada ben elimde pankartlarla onun kapısına gidiyorum.

Seninle ilgili imajı değişti diyor herkes. Ne değişti?

Saç şeklim değişti, şimdi yan tarıyorum. Modern bir kesim yaptık. Hep aynı görünmekten sıkılıyor insan. Kaşını, gözünü değiştiremediğine göre ne kalıyor ki geriye... Bu klipte Nihat Odabaşı bana kırmızı ruj sürdürdü. Belki beni böyle hiç görmediğiniz için bu bir imaj değişikliği gibi geliyor.

Kimileri Gülşen’e benzemiş dedi ama albüm fotoğraflarında bence acayip Kylie Minogue’a benzemişsin!

Sen de ona mı benzettin? Ah, Taylor Swift de dediler. Ne diyeyim, neyse ki hep en güzel kadınlara benzetiliyorum (kahkahalar). İnsan insana benzer. Makyaj değişince, ifaden de değişiyor. Tipim bu, gidip de estetik olmadım. Sadece ortada bir emek var, buna saygı gösterilmesini istiyorum.

Kamera karşısında, bu klipte çok rahat geldin bana.

Kemal’den önce, Kemal’dan sonra durumu mu var acaba? Yoksa, oğlan mı değiştirdi beni! Şaka bir yana bu Nihat Odabaşı’nın başarısıdır. Beni çok güzel motive etti. Klibi izleyenler sempatik buluyorlar.

‘Karla Karışık’, Gülşen’in şarkılarına benziyor.

Ben öyle düşünmüyorum. Birilerine benzemek için bir gayret yok. Emirhan Cengiz yaptı aranjeyi ve şarkıya çok yakışacak şekilde, dinamik bir düzenleme oldu. Sözlerini zaten çok seviyorum. Sen zaten hiç benim ağzımdan abuk sabuk, argo sözler duymamışsındır zaten. Benim ağzıma yakışmıyor öyle şarkılar. Ben hep düzgün ve oturaklı sözler söyledim. Dolayısıyla bu şarkıyı çok sevdim.

‘Karla Karışık’ tam bir bahar şarkısı. Sana da çok yakışmış.

Bak sana bir şey söyleyeyim mi; 90’larda çıkış yapan ‘Nur Topu Meyra’ vardı ya; işte ben bu şarkıda o günlerdeki kendimi görüyorum. Onun tabii ki daha olgunlaşmışı ama... O yıllarda, genç, dinamik, güler yüzlü bir kız vardı. Ben bu şarkıda oradaki enerjiyi görüyorum. Sanki, başladığım noktadaki o Meyra var onu bugüne taşıdım.

Mesela, Yunan tenor Mario Frangoulis ile yaptığın düetlerin, seni yaşından büyük gösterdiğini düşünüyor musun?

Kendim bunu göremeyebilirim. Ama o düetler ve konserler kariyerime çok iyi bir geri dönüş oldu. Senfoni orkestrası ile şarkı söylemek ve albüm yapmak... Kaç kişi bunu yapabiliyor ki? Kısmet işi derler ya, benim için de öyle. Neticede, Meyra ‘Nur Topu’ ile başladı ama o kız bendim zaten. İçimdeki o kız, bu son şarkımda yeniden ortaya çıkmış oldu.

‘ZEKASI BABASINA ÇEKMİŞ’

Müziğin dışına çıkalım biraz. Oğlun Kemal’le başlayalım...

Milattan önce, milattan sonra gibi benim için Kemal... Eşimle konuşuyoruz, Kemal’den önce hayat meğer nasıl da başkaymış. “Ondan önce biz ne yapıyorduk?” diyoruz. Çocuktan sonra hayat onun etrafında dönüyor. Dünyevi şeyler, eskisi kadar önemli olmuyor. O mutluysa, ben de mutlu oluyorum. Ben Kemal’den sonraki hayatımı daha çok sevdim. Gerçi biz eşimle evliliğimizin tadını doya doya çıkarabildik. Geçen sene tatile Miami’ye gittik. Bütün hayvanat bahçelerini gezdik. Şu an oğlum tüm hayvanların adını biliyor. Yaşı üç ama balıkları biliyor. ‘Little Mermaid’ filmini izliyoruz “Anne, bak kılıçbalığı geldi” dedi (kahkahalar). Çok akıllı bir çocuk, eşimde de onu görüyorum. Zekası babasına çekmiş!

RÖPORTAJIN DEVAMI HAFTA SONU DERGİSİ 18/2015 SAYISINDA...

meyra1

 

 


Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Sevimli Tehlikeli oyuncularının Hafta Sonu çekimi

0:00 Play

Demet Akalın röportajı kamera arkası

0:00 Play

Hepsi

Röportaj

Moda & Güzellik