Astral seyahat, ruhun beden ile irtibatını koparmadan, bedenin dışında dolaşabilmesidir. Kişinin uyku gibi hallerinde fiziksel bedeninden çıkıp (bilinçli ya da bilinçsiz şekilde) başka boyutlarda dolaşmak üzere yaptığı yolculuklara denir. Kişi, astral bedeniyle bir anda kıtalar arası yolculuk yapabilir. Uyku sırasında yapılan astral seyahat fiziksel bedene döndüğünde, bir rüya tarzında anımsanabilir. Bedenimizi belirli bir süre terk ederek çeşitli yerlere düşünce hızıyla gidip, gittiğimiz yerlerde meydana gelen olayları izleyebilmemiz mümkündür. Parapsikoloji enstitülerinde de incelenen, duyular dışı algılarımız arasında en ilginçlerinden biridir. Düşünce hızıyla gidilen yerler dünyanın herhangi bir noktasında olabileceği gibi, fiziki evrenin ötesindeki ortamlara da gidilebilmektedir. Hepimizde bu yetenek vardır. Ama hepimiz bu yeteneğimizi kullanamayız. Bunun bilinçli ellerde gerçekleşmesi gerekir. Parapsikoloji kürsülerinde özel metotlarla gerçekleştirilen astral seyahat çalışmaları artık çok önemli adımlara doğru yol almaktadır. Bu seyahat size çok şeyler kazandıracak; ruhunuzu olgunlaştıracak, karşılaştığınız günlük hayata dair sorunların ve de şu dünyanın ne kadar da küçük olduğunu size gösterecektir.
DİNLERE GÖRE ASTRAL SEYAHAT
Hint öğretilerinde insanın üç bedenden oluştuğu öğretilmektedir. Bunlar fiziki, esir ve ruhsal bedenlerdir. Taoist düşüncede insan vücudunda evrenin mutlak enerjisinin bir zerresinin depolandığı ve bu enerjinin ruhsal bir varlık olduğu öğretilir. Bu ruhsal enerji, eğitim ve öğrenim sonucunda fizik bedenin dışına çıkartılabilir. Batıda aynı tarzda görüşler hakimdir. Hz. İsa’nın havarisi St. Paul, insanda ruhsal ve bedensel iki beden bulunduğunu söylemiştir. İslam dininde de ruhun varlığı temel inançlardandır. İsra ve Fecr surelerinin ayetlerinde de Allah doğrudan ruha hitap eder. Mevlana Celalettin Rumi, ruhun bedenden ayrıldığını söyler ve Mesnevi’sinde özellikle bunu belirtmiştir: “Can boşlukta astar gibi gizlidir, bedense yorganın altında döner durur.” İbn-i Sina, insanın ruh ile bedenden oluştuğunu belirtir. Beden, nefsin çalışmasına uygun bir duruma gelince ruh bedene gönderilir ve de sonsuzluk kazanır. İstenirse bedenden ayrılır ama tamamen yok olmaz. İmam Gazali’ye göre de, insanda bedenden başka bir varlık vardır, bu da ruhtur. Gazali’ye göre ruh bedenin içinde değildir. Zaman ve yer ile sınırlandırılamaz. İslamiyette ve tasavvufta ruhun varlığına kesin olarak inanıldığı için, ruh ve beden ilişkisi üzerinde özellikle durulur.
Tehlikeli midir?
Hayır değildir. Çünkü bedenimiz yatakta olduğu için güvendeyiz. Beden dışındayken gümüş kordon olarak adlandırılan bir iple göbekten bağlıyızdır. Ruh bedene astral bir kordon ile bağlıdır. Bir tür bebeğin annesine göbek bağı ile bağlı olduğu gibi, bu bağ kopmadan bedenden geri dönüşü olmaz. Bu bağ çok kuvvetli bir bağdır. Ölüm hali, gümüş kordonun kopması halidir. Eğer gümüş kordon koparsa bir daha bedene dönemeyiz. Bu kordonun kopması ani ve hızlı uyandırılmalarla, normal ölümlerle (kalp yetmezliği, trafik kazası, astım gibi) durumlarda meydana gelir. Ayrıca yüksek tansiyon sahibi olanlar bunu denememelidir. Astral yolculukta bazen içinde bulunduğumuz tarih ve zaman diliminde gezebiliriz. Düşünce hızı ile hareket edildiğinden bir yerden bir yere gitmek sadece saniyeler alır. Örneğin Amerika’da yaşanan bir yakınınızı düşündüğünüzde saniyeler içinde yanına gidip onu görebilirsiniz. Şayet yakınınızın duru görüsü varsa varlığınızı hissedebilecektir. Astral deneyimleriniz geliştikçe dünya dışında da gezmelere çıkmak artık zor değildir. Astral seyahatin en önemli tehlikesi, günlük işlerimizi bir tarafa bırakıp “Hele bir astral yolculuk yapayım, ondan sonra her şey farklı olacaktır” diye düşünmektir. Bu tip düşüncede olanlar yıllarca denemelerine rağmen beden dışına çıkamamaktadırlar. Sonuçta vakitlerini boşa geçirip hiçbir şekilde bir şey elde edemezler. Doğru bildiğini söyleyen, doğru bildiği gibi yaşayan insanlar daha mutlu ve sağlıklı oldukları, takıntı yapmadıkları için astral seyahat yapmaya daha müsaittirler. Bunun tersi durumunda takıntıları ve korkuları yüzünden kendilerini engelleyen, bildiklerini pratiğe dökemeyen insanlar, hem normal yaşamda mutlu olamadıkları gibi astral seyahat yapma konusunda da oldukça başarısız insanlar olurlar. Bu nedenle önce bu sorunların giderilmesi, daha sonra seyahat girişimlerinde bulunulması gerekir.




